İnovasyon programında başarı nasıl ölçümlenir?

İnovasyonu daha fazla gelir elde etmek için kestirme bir yol olarak gören kuruluşlar, yatırımlarından alacakları geri dönüşü hatalı ölçme riskiyle karşı karşıya kalıyor.

Kurumsal inovasyon programlarında başarıyı sadece elde edilen gelire endekslemek, yanlış değerlendirmeleri beraberinde getiriyor. Referansın tümüyle gelir üzerine alınması, milyar dolarlık iş yapan şirketlerdeki hiçbir inovasyonun kuluçka aşamasından öteye gidemesine neden olacaktır. Buna karşın, kurumsal dünyada “yatırımın geri dönüşü” (ROI) ifadesi, inovasyon programlarında da sıklıkla ana kriter olmayı sürdürüyor. Özellikle erken aşamalarda, inovasyona özgü performans metrikleri (KPI) belirlemeden yatırımdan elde edilen dönüşe bakmak, tüm bu sürecin son derece yanlış ölçümlenmesine sebep olabiliyor.

NewCo Shift’in yakın dönemde gerçekleştirdiği Crowd Companies araştırmasında, bir inovasyon programının tohum aşamasından, olgunlaşmasına geçen süreçte hangi KPI’ların başarıyı doğru ölçtüğü mercek altına alınıyor. İnovasyondan anlık geri dönüş almak yerine, bu çalışmaya özgü performans kriterleri belirleyen “kurumsal girişimciler”, rapora göre üst yönetimden çok daha fazla destek alıyor ve gerçek sonuçlara ulaşmak için ihtiyaç duydukları zamana sahip oluyor.

Yapılan anketlerde elde edilen veriler, kurumsal inovasyon liderlerinin bu programların başarısını ölçerken kullandıkları en yaygın (%66) kriterin gelirdeki artış olduğunu doğruluyor. Müşteri memnuniyetindeki artış %54,5 ile bu kriteri takip ederken, üçüncü sırada ise %45,1 ile yeni ürün ve geliştirmelerin pazara daha hızlı çıkışı geliyor.

Büyük firmalar inovasyonda hıza ve fikir alışverişine odaklanıyor

Şirketlerin inovasyonu çok aşamalı bir süreç olarak görmeyi ve her bir aşamaya özgü performans kriterleri belirlemeyi öğrenmesi gerekiyor. Her ölçekte şirketin inovasyon kriterlerini belirlerken, Eric Reis tarafından ortaya atılan çevik girişimcilik (Agile Startup) metodolojisine göz atması fayda getiriyor. Bu yaklaşımda salt gelirin yanı sıra, kullanım oranı, yenileme oranı ve referans olma oranı gibi metrikler de odakta yer alıyor.

İnovasyon çalışmalarında olgunlaşmış kurumlar da benzer tavsiyelerde bulunuyor. Her ne kadar gelir artışına odaklananlar çoğunlukta olsa da, inovasyon süreçlerini oturtmuş şirketler büyüme kriterlerinden önce ROI’ye odaklanmanın inovasyona zarar vereceği konusunda hemfikir. Onlara göre bu gibi programlar öncelikle pazara daha hızlı çıkış için teşvikte bulunmalı ve ürün geliştirme sürecinde fikir alışverişlerinin önünü açmalı.

NewCo Shift bu noktada Migros örneğinden hareket ediyor: İnovasyon programlarında gelirin kendisi yerine, olası gelir modellerinin performanslarını ölçümleyen perakende devi, bu süreçleri de yıllık kabul edilebilir azami harcama gibi kısıtlarla çevreleyerek kontrol altında tutuyor. Dahası, gerçekçi ölçüm hedefleri koyabilmek ve olumlu ya da olumsuz sonuçlara uygun hareket edebilmek amacıyla inovasyon programlarının ne zaman kendini amorti edeceğine ilişkin beklentileri de planlıyor.

Kurumsal inovasyonun dört ana hedefi

Şirketler, inovasyon çalışmalarında olgunlaşmaya başladığında her bir projenin dört ana hedeften birine odaklanması gerektiğini fark ediyor. Bu hedefler ürün geliştirme, operasyonel iyileştirme, müşteri deneyimi ve iş modeli olarak sıralanıyor. Böylelikle ilerlemeyi ölçmek için kullanılacak kriterler de netlik kazanıyor. Dolayısıyla, yeni bir kurumsal inovasyon programına başlarken “Neden bu program?” sorusunu yanıtlayacak net hedefler belirlemek, programın başarısı için en önemli ilk adım haline geliyor

Kaynak: Newco Shift