Kurum içi inovasyon uyumunuz nasıl olmalı?

İş dünyasının anahtar kelimelerinden biri olan ‘uyum’, inovasyon odaklı çalışmaların da olmazsa olmaz kavramları arasında yer alıyor.

Uyum kelimesi yalnızca bireysel hayatın değil, iş yaşamının da önemli kavramları arasında. Özel yaşamlarımızda aile içi uyum ön planda. İş yaşamında ise bu çalışanlar arası uyum ve ekipler arası uyum olarak da karşımıza çıkıyor.

İnovasyon için gereken uyum konusunda bir makale kaleme alan Greg Satell, bu kavramın öneminden yola çıkarak inovasyona giden yolda uyumlu olmanın en baştan dikkat edilmesi gereken bir konu olduğu görüşünü aktarıyor. “How To Prepare Your Organization For Innovation” başlıklı yazısında uyum sağlamanın gerekliliğine geç varılmasının hayati sonuçlara yol açabileceğini aktran Satell, Harvard Business Review’de Scott Kirsner imzasıyla çıkan bir yazıya atıfta bulunuyor. Bu yazıda Kirsner’in yenilikçiliğin önündeki en büyük engeli ne bütçe ne yetkinlikler ne de CEO desteği olmadığı yönündeki görüşünü aktaran Greg Satell, iş dünyasındaki 270 önde gelen lider isimle yapılan bir anketten hareketle ele alınması gereken dört konuyu irdeliyor:

1. Misyonunuza verilerden daha fazla odaklanın
“Ölçtüğün şeyi yönetiyorsun” yaklaşımının fazlasıyla moda bir kavram haline geldiğini belirten Satell, bunun genel olarak yönetimde verilere dayalı bir yaklaşımı savunmak için dile getirildiğini, fakat bunun tam tersinin de doğru olduğunu ifade ediyor. Ne yapılmadığını ya da ölçülemeyenleri yönetmenin çok zor olduğuna dikkat çeken Satell, en önemli olandan ziyade en erişilebilir bilgiler üzerinde hareket etme eğiliminde olunduğuna vurgu yapıyor. Sayıların tüm hikayeyi anlatmakta yetersiz kaldığını belirten Satell, Amazon’un görev tabanlı yaklaşımını örnek veriyor. Amazon’un ölçümden uzak durmamakla birlikte, sayıların müşteriye olan ilginin ardından geldiğinin altını çiziyor.

“Her girişim, çözmek istediği probleme tanımlanır.” diyen Satell, bunun ölçtüğünüz şeyi belirlemenize yardımcı olduğunu, ancak ölçümün tek başına bir görevin özünü tam olarak yakalayamayacağından bahsediyor.

2. Keşif ve deneyimi güçlendirin
Greg Satell’in ikinci sırada ele aldığı konu güçlenme. Satell, bir organizasyonda inovasyonun amacının gelirleri ve kârı artırma, etki alanını genişletme veya derinleştirme ya da kilit paydaşları güçlendirme için performansı iyileştirme olduğunu belirtiyor. Bu kapsamda inovasyon yapılabilecek üç yol bulunduğunu kaydeden Satell, bunları yapılan işte daha iyi olma, zaten iyi olanı farklı bir pazar veya bağlamda uygulama veya yeni bir problemi keşfedip çözme olarak sıralıyor. Bu üç başlığın birbirinden bağımsız olmadığını belirten Satell, çoğunlukla birbirlerini güçlendiren bir yapıda olduğunu ve en iyi inovasyoncuların her üçünü de takip edenler arasından çıktığını vurguluyor.

Bununla birlikte özellikle yeni sorunları keşfetme aşamasının çoğu zaman ihmal edilen bir konu olduğunu kaydeden Satell, inovasyonun keşfe ihtiyacı olduğunu, bu keşif ve beraberinde yeniliğin olmaması durumunda kurumun zayıflayacağına dikkat çekiyor.

3. Birimler arası ilişkiyi ihmal etmeyin
Satell’in yazısında “Connect Your Silos” başlığıyla verdiği, ama temel olarak kurum içi birimlerin bağlantılı olmasına vurgu yaptığı konunun odağında ise problem çözme bulunuyor. Yeterli seviyede ilişki kurmayan birimlerden herhangi birinin karşılaştığı problemin, aralarında bağlantı olmaması durumunda diğer birimlerde de çıkabileceğini öne süren Satell, çeşitli kurum içi eğitim programları ve benzer uygulamalarla bu bağın kurulabileceğini belirtiyor.

4. Büyük resme odaklanın, büyük sorunları ele alın
Greg Satell’in dördüncü sırada bahsettiği konu ise inovasyon ve çeviklik arasındaki fark. İnovasyonun, çoğu zaman çeviklik ile karıştırıldığına dikkat çeken Satell, bu nedenle şirket içinde; “Uyum sağla ya da öl” ve “hızlı hareket et ve değiştir” yaklaşımlarının öne çıktığını ifade ediyor. Bununla birlikte en önemli yenilikleri ortaya çıkarmanın zaman alıcı bir süreç olduğunu belirten Satell, Einstein’in özel görelilik teorisi için yaşamının 10 yılını harcadığını, ardından genel görelilik için de bir 10 yıl çalıştığından söz ediyor. İşletmelerin, büyük zorlukların peşinde koşmama ve uzun süreli çaba sarf etmemelerinin ardında bütçesel sorunlardan ziyade vizyon eksikliği olduğunu kaydeden Satell, hiçbir iş modelinin sonsuza dek sürmediğini, bu nedenle istikrar için değil, dönüşüm için yönetmek gerektiğini sözlerine ekliyor.

İlgili yazının orijinal tam metnine bu linkten ulaşabilirsiniz.