Kurumsal ölçekte girişimcilik kültürü için 3 ipucu

En çetin rekabet koşullarında bile kurumsal hedeflere ulaşmanın yolu, ekip genelinde girişimcilik kültürünü yaygınlaştırmaktan geçiyor.

Kurumsal ölçekte başarının yolu, girişimci düşünce yapısına sahip, güçlü bir ekip kurmaktan geçiyor. Bu yolculukta “nereye” gidileceğini belirlemeden önce, yola kimle çıkılacağına karar vermek gerekiyor. Inc.com yazarı Sonia Thompson, bu konuya ışık tutan makalesinde Jim Collins’in popüler kitabı “Good to Great” üzerinden örnek vererek başlıyor:

“Çoğu insan, büyük şoförlerin (yani liderlerin) otobüsteki insanlara nereye gittiklerini anlatarak işe başladıklarını düşünür. Oysa hızla büyüyen şirketlerin liderleri ‘nereye’ sorusundan önce ‘kim’ sorusuna yanıt verir. Otobüse doğru kişileri aldıklarından emin olarak yola koyulurlar.”

Her otobüste problem çözen, inovasyon yapan, müşterilere tutkuyla hizmet eden uzmanlara ihtiyaç duyuluyor. Yapılması gerekeni hızlı ve titiz biçimde yerine getiren kişiler olmadığında, otobüsler yeniliğe ayak uyduramayan, hareket kabiliyeti kısıtlı, bugünün hızla değişen pazarları için gerekli atikliği gösteremeyen kişilerle doluyor.

Peki, böyle bir sonuçtan kaçınmak nasıl mümkün olacak? Thompson, her ölçekte şirkette bir girişimcilik kültürü oluşturarak işi büyütmek için üç ipucu paylaşıyor:

  1. Stratejik risk alma cesareti edinin

İşinizi büyütmek istiyorsanız risk almak zorundasınız. Aldığınız her karardan emin olamazsınız, bu yüzden zaman zaman başarısızlıklarla karşılaşmak kaçınılmazdır. Başarısızlığın kabul edilebileceği bir ortam oluşturmalısınız. Ekibinizi meraklı olmaları, yeni şeyler denemeleri ve statükoyu reddetmeleri için cesaretlendirin.

İşler hayal ettiğiniz şekilde gitmediğinde ise bunun için cezalandırılmayacaklarını bilmeleri gerekli.

  1. Ekibinizle müşterileriniz arasında sıkı bir iletişim kurun

İşinizin varoluş amacı müşterilerinize hizmet etmektir. Bunu ne kadar iyi yaparsanız, o kadar güçlü sonuçlar elde edersiniz.

Yapılan bilimsel araştırmalar, ekibinizle müşterileriniz arasında iletişim kurmanın daha iyi sonuçlar elde etme becerinizi artırdığını ortaya koyuyor.

“Artan sayıda araştırma, son kullanıcıların yani müşterilerin, hastaların ve bir şirketin ürün ve hizmetlerinden yararlanan diğerlerinin insanları daha sıkı, daha akıllı ve daha üretken çalışmaları için motive etmede inanılmayacak şekilde etkili olduğunu gösteriyor. Burs almış bir öğrencinin yaptığı kısa bir ziyaret, bağış toplayanların çabasını artırıyor. Hiç görmedikleri bir hastanın fotoğrafı, radyologların röntgen filmlerini daha iyi okumasını sağlıyor. Çalışanların, çabalarının sonucunu ve gerçek değerini somut bir şekilde görmesini sağlayan bu tür son kullanıcılar, iş gücünü motive edip onlara ilham vermede liderler için önemli birer müttefik olabiliyor.”

Ekibinizin müşterilerle daha fazla zaman geçirmesini sağlayın. Onları, daha başarılı olmalarına yardımcı olacak ve işinizin onlara sunduğu deneyimi geliştirecek kararlar vermeleri için destekleyin.

  1. Ekibinizdekilerin bireysel özelliklerini öne çıkarın

Şirketler genellikle çalışanlarından kişisel özelliklerini dışarıda bırakmalarını ve çalışırken resmi kurumsal markayı benimsemelerini bekler.

Ekibinizdeki herkesin aynı görünmesi, aynı şekilde konuşup hareket etmesi o kadar da önemli değildir. Onları eşsiz kılan alanlardan yararlanmak ve bunları işiniz için önemli bir değer olarak kullanmak çok daha etkilidir.

Ekibinizdekilerin kendileri gibi olmalarına olanak tanıyın. Güçlü oldukları yanları öne çıkarın ve kullanmalarını sağlayın. Alanlarındaki uzmanlar tarafından tanınmalarını sağlayacak kendi profesyonel platformlarını kurmaları için onları destekleyin.

Girişimci gibi düşünen kişilerden oluşan bir ekip kurun. Ekibinizin yeteneklerini, işinizi yeni fikirlerle birleştiren ve erişiminizi genişleten bir değer olarak kullanın. Sonuç olarak, daha ileriye daha hızlı gidebilen bir iş kurabilirsiniz.