T-biçimli geleceğe doğru

İş dünyasının ilerlemesi için geçirdiği stratejik dönüşüm örneklerinden biri T-biçimli çalışanlar ve organizasyonlar. Yakın gelecekte etkisini daha da artırması beklenen bu yaklaşımla ilgili iki önemli makaleyi sizler için derledik.

Geleneksel işletmelerle bugünün hızlı yeni girişimleri arasındaki kuşak farkı son yıllarda iş dünyasının aklını daha fazla meşgul ediyor. Bununla birlikte her ikisinin de odaklanması gereken konular da yok değil. Bunlardan biri elbette organizasyon yapıları. Büyük ve geleneksel şirketler yeni girişimlerin hızına ayak uydurabilmek ve rekabette öne çıkabilmek için kendi içlerinde inovasyon takımları ile ilerliyor. Küçük ve hızlı yeni girişimler ise büyümeyle birlikte mevcut değerlerini koruma telaşında.

Her iki grup için öne çıkan konulardan biri T biçimli yaklaşım. Harvard Business Review Türkiye baskısında “Geleceğin Anahtarı T-Biçimli Olma” başlıklı bir makale yayınlayan Haluk Altınel, konuyu tarihsel gelişiminden başlayarak ele alıyor ve günümüzün inovatif süreçleriyle ilişkilendiriyor. Wall Street Journal’da çıkan “The Rise of the T-Shaped Organization” başlıklı, Irving Wladawsky-Berger imzalı yazı ise T-biçimli organizasyonların artışına ve bu yaklaşımı benimseyen işletmelerin yükselişini vurguluyor.

Peki nedir bu T-biçimi? T harfinin şeklinden hareketle ortaya atılan bu yaklaşımda T harfinin dikey kısmı, kişinin, ekibin ya da organizasyonun asıl uzmanlık alanını kapsıyor. Üstteki yatay çizgi ise yine uzmanlık alanıyla ilişkili, fakat farklı konularla yapılan işi “zenginleştirmeyi” ifade ediyor. Altınel, T-biçimli insanı yalnızca iş dünyası değil, sosyal alanda da etkili olarak tanımlıyor ve ekliyor: “Örneğin T-biçimli baba da olunabilir. Babalıkla ilgili kendini geliştirmiş, hem öğrenmiş hem de uygulamış kişinin bu alanda uzmanlaşması pekâlâ mümkün. Uzmanlaşmak için o alanda bazen yılların geçmesi gerekiyor.” Kapsam, insandan ekibe genişlediğinde ise ekip üyelerinin farklı yetkinlikleri ortaya çıkıyor. Bu tip bir takımda ekip üyelerinden birinin ayrılması durumunda onun üstlendiği işler kısmen de olsa diğer ekip üyeleri tarafından yerine getirilebiliyor. Bu sayede o takım, hedeflerine doğru ilerleme noktasında fazla aksama yaşamadan yoluna devam edebiliyor.

Altınel, T-biçimli organizasyonları ise şu şekilde açıklıyor: “T’nin yatayı yani operasyonlar, organizasyonun bugününü, T’nin dikeyi yani strateji ve inovasyon ise yarınını temsil eder. T-biçimli organizasyonda birbirinden bağımsız operasyon ve inovasyon takımları bulunmaz. Her T-biçimli takım kendi uğraşı alanında operasyonunu en iyi şekilde yürütürken derinlik de kazanmaya, inovasyon ile kendini geliştirmeye çalışır; çünkü organizasyonun bugünü ve yarını bir arada anlamlıdır ve büyüyebilmek için gereklidir.

Her iki yazının aktardığı konular ise benzer. Haluk Altınel, “T-biçimli İnsan”, “T-biçimli Profesyonel”, “T-biçimli Takım” ve “T-biçimli Organizasyon” başlıkları altında bu yaklaşımın yansıttıklarını aktarıyor. Irwing Wladawsky-Berger ise T-biçimli becerilerin pazarda giderek daha fazla değer kazandığına dikkat çekiyor. Harvard Üniversitesi akademisyenlerinden Prof. David Deming’in bir makalesine atıfta bulunan yazar, işgücü piyasalarının güçlü sosyal becerilere sahip bireyleri ödüllendirdiğini, yani başkalarıyla etkileşimleri ve iletişimi kolaylaştıran kişiler arası becerilerle donattığını gösterdiğini aktarıyor.

Bu talebin, T-biçimli organizasyonların yükselişine işaret ettiğini kaydeden Irving Wladawsky-Berger, sağlıklı bir gelecek için inovasyonun gerekli olduğunu, T-biçimli organizasyonların bunu teşvik eden bir kurguya sahip olduğuna vurgu yapıyor. Operasyonel mükemmellik, maliyetleri düşürme, kaliteyi artırma gibi şirketin geleceğine katkıda bulunan, inovasyon odaklı sebeplerin yeni stratejilere ve farklı bir yönetim tarzına ihtiyaç duyduğunu aktaran yazar, bununla birlikte pek çok şirketin T-biçimli organizasyonların hassas dengesini tutturmada zorlandığına dikkat çekiyor.

Wladawsky-Berger’in öne çıkardığı bir diğer husus ise çalışanların almış oldukları eğitim. Genellikle mühendislik ve işletme okullarında öğretilen disiplin odaklı, analitik yaklaşımların geliştirilecek iyi tanımlanmış ürünler ve çözülmesi gereken somut problemlerle uğraşmada etkili olduğunu belirten yazar, karmaşık ve hızlı bir şekilde değişen problemlere karşı bunun yetersiz kaldığını belirtiyor. Bu durumun, sorun hakkında bilinen her şeyi bir araya getirmeyi ve daha bütünsel, işbirlikçi bir yaklaşıma ve yaratıcı, pragmatik bir çözüme ulaşmaya ihtiyaç duyduğunu belirten Wladawsky-Berger, bu durumun, T-biçimli organizasyonların hızlı yükselişini tetiklediğine işaret ediyor.

Haluk Altınel’in Harvard Business Review’deki makalesinin tamamına buradan, Irwing Wladawsky Berger’in Wall Street Journal’daki yazısının İngilizce orijinal metnine ise bu linkten ulaşabilirsiniz.