Yalın girişim metoduyla bütçe dostu inovasyon mümkün

Başarılı bir inovasyon stratejisinin çözüme odaklanmaktan geçtiğini sanıyorsanız yanılıyorsunuz. En azından, 2014 yılından bu yana Procter and Gamble CTO’su olarak etkileyici bir Ar-Ge operasyonuna liderlik eden Kathy Fish böyle düşünüyor. Şirketin daha önceleri “asıl harcama anı gelmeden önce de” çok fazla para harcadığını hatırlatan Fish, inovasyon süreçlerindeki bu gediği “yalın girişim” olarak bilinen yöntemle çözmüş.

Konuyla ilgili Lean Startup Kurucusu Eric Ries’tan destek alan Kathy Fish, bu yöntemi kısaca şöyle özetliyor: “Gönül bağını çözüm yerine problem ile kurduğunuzda, zihninizi gerçekten farklı bir şekilde açmanız mümkün oluyor.”

Bugün çetin rekabet koşulları altında pazar payını korumaya çalışan pek çok şirket gibi P&G’nin inovasyon ekibi de bir zamanlar önceliği çözümlere veriyordu. Ancak yalın girişim metodolojisiyle yapılan testlerin başarıya ulaşması ve tüm şirket geneline bu yaklaşımın hakim olmasıyla birlikte, problemlerin cazibesi bir anda arttı.

Lean Startup Co. tarafından Medium’da paylaşılan makaleye göre, bu dönüşümle birlikte P&G ekibi iş modeli fırsatlarını, pazarlama ve eğitim fırsatlarını ve ürüne ilişkin fırsatları çok daha iyi tespit etmeye başladı. “Ürün odaklı bir şirket olması nedeniyle, P&G henüz iş modelinin başarılı olup olamayacağını bilmediği yeni ürünleri piyasaya sürmek durumunda kalıyordu. Bugün çok daha ölçülebilir bir fonlama yaklaşımıyla ilerliyoruz.”

Peki, ya sonuç?

Kathy Fish’in paylaştığı bulgular hiç de yabana atılacak gibi değil. Fish, P&G’nin bugün yalın girişim programları sayesinde daha hızlı öğrendiklerini, tüketiciye daha hızlı ulaşabildiklerini ve bu yolculuk boyunca yüzde 25 ile 50 arasında daha az para harcadıklarını ifade ediyor: “Yalın girişim metoduyla uyguladığımız deneylerin en iyi yanı, birlikte öğrenen, küçük ve çok fonksiyonlu ekiplere hayat vermesi oldu. Bu takımlardaki her birey kendi özel alanlarına sahip olmanın motivasyonuyla çalışıyor. Şirket içinde gerçek bir fark yaratabileceklerini biliyor ve karar aşamasında hak sahibi olduklarını hissediyorlar.”

Deneyler arttıkça, giderler azalıyor

Elbette bu noktada bazı objektif gerçekleri hatırlamakta fayda var: P&G halihazırda müşteri odaklı iş modeli ve tüketicinin sıkıntı çektiği noktaları iyi bilmesi gibi özellikleriyle “doğal bir yalın girişimci” niteliğine sahip. Buna karşın, yapılan deneylerin maliyetini düşürmek için aradıkları anahtarı yalın girişim metodolojisinde buldular.

Daha önceden hızlı ve uygun maliyetli sandıkları pek çok yöntemin aslında pahalı olduğunu fark ettiklerini belirten Fish, “Aslında çok daha hızlı ve iyi çalışabileceğimizi keşfettik.” diyor. İnovasyona karşı bir risk sermayesi yaklaşımı edinen P&G, başarısız sonuçlanan denemeler hakkında daha dürüst ve şeffaf olunmasının kritik önem taşıdığına dikkat çekiyor: “Projelerin başarısı, ancak insanların buna gösterdikleri azimle mümkündür.”

Denemeler yerine riskleri azaltın

P&G’nin devasa büyüklüğü, ortaya çıkarılan çözümlerin firma geneline ölçeklenmesini bir risk haline getiriyor. Buna karşın, şirket genelinde filizlenen girişimcilik ruhunu da baskı altında tutmak istemiyorlar.

Yalın girişimcilik ideal bir orta yol sunuyor: “Riskleri doğru ölçekte ayarlayıp, her bir deneme için daha az ödenek ayırıyoruz. 1 milyon dolar kaybetmek doğru bir adım olmayabilir, ancak şirketinize 500 milyon dolarlık kayıp kadar zarar vermez. İnsanların aldığı riskin boyutunu azaltmak, onları daha cesur olmaya teşvik edecektir.” diyen Kathy Fish, Lean Startup makalesinin sonunda durumu şöyle özetliyor: “Yürek dolusu cesaret olmadan inovasyon lideri olamazsınız.”

Makalenin tamamına buradan erişebilirsiniz.