Yönetim inovasyona yeterince sahip çıkmadığında ne yapmalı?

İnovasyondan en fazla söz edenler şirketlerin üst düzey yöneticileri olabilir. Ancak 5 binden fazla yönetim kurulu üyesiyle yapılan bir araştırma bu söylemin kimi zaman lafta kaldığını gösteriyor.

Kimi kavramlar için ‘moda’ yakıştırması yapılır. İnovasyon için de bunu söylemek kısmen de olsa mümkün. Çünkü kimi şirketlerin üst düzey yöneticileri kendi şirketlerini “inovasyon lideri” olarak tanımlasa da gerçekler bunun pek de doğru olmadığını gösterir.

Harvard Business Review’de yayınlanan bir araştırmanın sonuçlar, inovasyon konusunda neyin gerçek neyin moda olduğunu gösterir nitelikte. Harvard Business School’da İş İdaresi Bölümü’nden Prof. Richard P. Chapman ile yine aynı okuldan strateji bölümü doktora öğrencisi J. Yo-Jud Cheng imzasıyla yayınlanan “Innovation Should Be a Top Priority for Boards. So Why Isn’t It?” başlıklı bir makale, dikkat çeken bir araştırmanın sonuçlarını aktarıyor.

Dünyanın dört bir yanından 5 binin üzerinde yönetim kurulu üyesiyle gerçekleştirilen bir anket, inovasyonun yönetim kurulları seviyesindeki durumunu ele alıyor. Durum, genel olarak inovasyondan haberdarlık konusunda iyi, fakat uygulama konusunda zayıf kalındığını ortaya koyuyor. Prof. Chapman ve Yo-Jud Cheng, araştırma sonuçlarını şu şekilde özetliyor:

Öncelikleri belirlemek

Ankete katılanların yüzde 30’undan da az bir kesim, inovasyonu şirketlerinin stratejik hedeflerine ulaşmada karşılarına çıkan üç zorluktan biri olarak tanımlıyor. Yalnızca yüzde 21’lik bir kesim, teknoloji trendlerinin önemli bir stratejik sorun olduğunu düşünüyor. İnovasyon, en iyi yetenekleri çekmek ve elde tutmak, global ve iç pazardaki rekabet gibi geleneksel endişelerin ardından beşinci sırada kendine yer bulabiliyor.

Yönetim kurullarının inovasyonu teşvik etme konusundaki heveslerinin diğer faaliyetlere oranla yetersiz kaldığı ise anket sonuçlarına yansıyan bir başka tespit. İnovasyonun desteklenmesine yönelik süreçlerin etkinliği sorulduğunda yöneticilerin yalnızca yüzde 42’si ortalama veya mükemmel olarak derecelendiriyor.

Sektörler arası farklılıklar dikkat çekici

Araştırmanın öne çıkan bulgularından bir diğeri ise sektörel farklılıklar. BT ve telekom sektöründeki firmalar genel alışkanlıkları gereği bu konuya daha yakınlar. Ancak enerji ve kamu kurumlarındaki duruma bakıldığında yöneticilerin sadece yüzde 13’ünün inovasyonu stratejik bir mesele olarak ele aldığı görülüyor. Ancak makalenin yazarlarına göre enerji için tamamen kapalı yorumunu da yapmak çok olası değil. Yenilenebilir enerji şirketlerinin hızlı bir şekilde yükselmesi, petrol ve doğal gaz üretimi ve boru hatlarını izlemek için drone’ların kullanılması gibi yenilikler sektörün inovatif gelişmelere çok da uzak olmadığını gösteriyor.

Yönetim kurulu üyeliklerinde öncelikli tercih teknoloji değil

Şirketlerin yönetim kurullarını oluştururken öncelikli tercihlerinin teknoloji olmaması, inovasyona olan desteğin kısıtlı bir seviyede kalmasına neden oluyor. Araştırma sonuçlarına göre öncelik yüzde 51 ile sektörel bilgi ve deneyim. Strateji bilgisi, finans yönetimi, uluslararası iş tecrübesi, satış ve pazarlama gibi bir dizi etkenin ardından teknoloji kendine ancak sekizinci sırada yer bulabiliyor. Bir yönetim kurulu üyesinde teknoloji bilgi ve tecrübesini önde tutanların oranı yüzde 13’te kalıyor.

Sektörel farklılıklar burada da kendini gösteriyor. Ancak BT ve telekom sektörlerinde bile teknoloji deneyimi öncelikli yönetim kurulu üyesi arayan şirketlerin oranı yüzde 22 seviyesinde bulunuyor. Burada bir diğer faktör ise yönetim kurulundaki üye sayısı. Toplam üye ne kadar fazlaysa teknoloji de o oranda üst sıralara çıkabiliyor. Prof. Chapman’a göre bu durum, kurulların teknoloji gibi yetkinlikleri ön plana almadan önce belirli bir eşiği aşmaları gerektiğini gösteriyor.

Yönetim kurulları inovasyonu nasıl destekleyebilir?

Tüm bu yarı karamsar tablonun ardından asıl soruyu sormanın zamanı da geldi: Yönetim kurulları nasıl bir bakış açısına sahip olurlarsa inovasyona yönelik çalışmaları daha fazla destekleyebilir? Araştırmada görüşlerini paylaşan yöneticilerin ortak yanıtları şu şekilde sıralanıyor:

  • Yöneticiler; bilgi boşluklarını gidermek ve kurum içindeki yeni inisiyatiflere hız kazandırmak için saha ziyaretleri yapmalı, şirket içinde inovasyon seanslarına ve atölye çalışmalarına katılmalı ve sektörlerine yönelik gelecek trendlerini öğrenmeyi bir ev ödevi olarak tanımlamalı.
  • Yöneticiler; ayrıca yönetim kurulu toplantılarında neye ne kadar zaman harcanacağını yeniden düzenlemeli. Operayonel strateji, büyüme, satın almalar gibi konulara çok fazla zaman harcanıyor. İnovasyonu gündemde yukarı taşımak için kurul toplantılarının akışı gözden geçirilmeli.
  • Yöneticiler; rekabet ortamını daha iyi anlayabilmek adına teknolojik inovasyonun, işlerini hangi alanlarda geliştirebileceğini öğrenmeli. Bu yeniliklerin mevcut müşterileri ve teknoloji trendleri arasındaki ilişkisi hakkında fikir sahibi olmalı.
  • Son olarak yönetim kurulu üyeleri, CEO’nun ne kadar inovasyon dostu olduğunu da sorgulamalı. Kısa vadeli başarılara odaklanmış bir CEO, inovasyonu desteklemek için doğru adımları atmıyor olabilir.

WomenCorporateDirectors Vakfı’nın desteğiyle hazırlanan araştırmanın tam metnine bu linkten ulaşabilirsiniz.